SAFF SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

61/SAFF-1: Sebbeha lillâhi mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ard(ardı), ve huvel âzîzul hakîm(hakîmu).
Göklerde ve yerde olanlar, (tüm melekler itaat içinde) Allah’ı tesbih etmektedir. Ve O; Azîz’dir, Hakîm’dir.

61/SAFF-2: Yâ eyyuhellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef’alûn(tef’alûne).
Ey âmenû olanlar! (Allah’a aracısız iman ve teslim olanlar) Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?

61/SAFF-3: Kebure makten indallâhi en tekûlû mâ lâ tef’alûn(tef’alûne).
Yapmayacağınız bir şeyi söylemeniz Allah’ın katında, büyük suç oldu.

SAFF suresi iniş sırasına göre 108. sıradadır. SAFF suresi 3. ayetinde; İslam saflarında görünmek için; Allah yolunda birşeyi yapacağını söyleyip yapmayan münafıkların durumu daha önce indirilmiş olan Tahrim , Nisa,Ahzab,Enfal,Münafıkun ve Ankebut suresi ayetlerinde detaylı açıklanıp bu davranışlar büyük suç olarak yasaklanmıştır. Buyurulmaktadır. SAFF suresinden sonra indirilen Tevbe ve Hadid suresi ayetlerinde ise münafıkların durumları detaylandırılarak pekiştirilmiştir. {Ayrıca bkz: SAFF suresi 14}

61/SAFF-4: İnnallâhe yuhıbbullezîne yukâtilûne fî sebîlihî saffen ke ennehum bunyânun mersûs(mersûsun).
Muhakkak ki Allah, kendi yolunda “SAFF bağlayarak savaşanları” sever. Onlar sanki birbirine birleştirilerek kuvvetlendirilmiş binalar gibidir.

61/SAFF-5: Ve iz kâle mûsâ li kavmihî yâ kavmi lime tû’zûnenî ve kad ta’lemûne ennî resûlullâhi ileykum, fe lemmâ zâgû ezâgallâhu kulûbehum, vallâhu lâ yehdîl kavmel fâsikîn(fâsikîne).
Ve Hz. Musa, kavmine şöyle demişti: “Ey kavmim! Muhakkak ki ben, sizin için Allah’ın Resûl’üyüm, (böyle) olduğumu bildiğiniz halde niçin bana eziyet ediyorsunuz?” Artık onlar (islam’dan şirk küfür imanına) dönünce, Allah da onların kalplerini döndürdü. (Çünkü) Allah, fâsıklar kavmini hidayete erdirmez.

61/SAFF-6: Ve iz kâle îsebnu meryeme yâ benî isrâîle innî resûlullâhi ileykum musaddikan li mâ beyne yedeyye minet tevrâti ve mubeşşiren bi resûlin ye’tî min bagdîsmuhû ahmed(ahmedu), fe lemmâ câehum bil beyyinâti kâlû hâzâ sihrun mubîn(mubînun).
Ve Meryemoğlu İsa (A.S) şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Muhakkak ki ben, (Bkz ; Ali İmran suresi 50 tahrifatlarla bozduğunuz için şimdi aslına tilavet ettiğimiz) Tevrat’ı/Zikri tasdik eden ve benden sonra gelecek ismi Ahmed olan Resûl ile sizleri müjdeleyen, Allah’ın Resûl’üyüm.” Fakat onlara bu beyyineleri (Allah’ın beyanlarını) mucizelerle, getirdiği zaman bile onlar: “Bu apaçık sihirdir.” dediler.

61/SAFF-7: Ve men azlemu mimmenifterâ alallâhil kezibe ve huve yud’â ilel islâm, vallâhu lâ yehdîl kavmez zâlimîn(zâlimîne).
İslâm’a (Allah’a aracısız teslime) davet olunurken, Allah’a karşı yalan uyduran kimseden daha zalim kim vardır? Ve Allah, zalimler kavmini hidayete erdirmez.

61/SAFF-8: Yurîdûne li utfiû nûrallâhi bi efvâhihim vallâhu mutimmu nûrihî ve lev kerihel kâfirûn(kâfirûne).
Onlar, ağızları ile Allah’ın hidayet nurunu (Hadi Allah’ın müminler için gönderdiği hidayet nuru Kuran hükümlerini) söndürmeyi istiyorlar. Ve fakat Allah, kâfirler kerih görseler bile nurunu tamamlayacaktır.

61/SAFF-9: Huvellezî ersele resûlehu bil hudâ ve dînil hakkı li yuzhirehu aled dîni kullihî ve lev kerihel muşrikû(muşrikûne).
Ve müşrikler kerih görse de; bütün inançların üzerinde olan (İslam) hak dinini kullarına izhar etmesi (açıklaması) için Resûl’ünü hidayetiyle (Allah’ın hidayet ışığı/nuru Kuran ile) gönderen O’dur.

61/SAFF-10: Yâ eyyuhellezîne âmenû hel edullukum alâ ticâretin tuncîkum min azâbin elîm(elîmin).
Ey âmenû olanlar! Sizi elîm azaptan kurtaracak bir ticaret için, size yol göstereyim mi?

61/SAFF-11: Tû’minûne billâhi ve resûlihî ve tucâhidûne fî sebîlillâhi bi emvâlikum ve enfusikum, zâlikum hayrun lekum in kuntum ta’lemûn(ta’lemûne).
Allah’a ve O’nun Resûl’üne îmân edersiniz ve Allah’ın yolunda canlarınızla ve mallarınızla cihad edersiniz. İşte bu, sizin için hayırdır. Keşke idrak edebilseniz.

61/SAFF-12: Yagfir lekum zunûbekum ve yudhılkum cennâtin tecrî min tahtihel enhâru ve mesâkine tayyibeten fî cennâti adn(adnin), zâlikel fevzul azîm(azîmu).
Böylece O Sizin günahlarınızı mağfiret eder. Ve sizi altından nehirler akan cennetlere koyar. Ve sizi adn cennetlerinde güzel meskenlere yerleştirir. İşte bu, fevz-ül azîmdir (büyük kurtuluştur).

61/SAFF-13: Ve uhrâ tuhıbbûnehâ, nasrun minallâhi ve fethun karîb(karîbun), ve beşşiril mû’minîn(mû’minîne).
Ve seveceğiniz çok önemli bir başka şey ise; Allah’tan müminlere gelecek yardımlar ve yakın bir fetihtir. Ve o halde mü’minleri (o yakın fetihle) müjdele.

61/SAFF-14: Yâ eyyuhellezîne âmenû kûnû ensârallâhi kemâ kâle îsebnu meryeme lil havâriyyîne men ensârî ilâllâh(ilâllâhi), kâlel havâriyûne nahnu ensârullâh(ensârullâhi), fe âmenet tâifetun min benî isrâîle ve keferet tâifeh(tâifetun), fe eyyednellezîne âmenû alâ aduvvihim fe asbehû zâhirîn(zâhirîne).
Ey âmenû olanlar! Allah’ın yardımcıları olun! Ve SAFF bağlayın. Meryemoğlu İsa (A.S)’ın havarilere: “Kim Allah yolunda benim yardımcılarım olur?” diye sorduğu zaman, havarilerin: dillerini oynatarak“Biz Allah’ın yardımcılarıyız.” dedikten sonra {bkz;Ali İmran 52~54} ardından (ameller üzerinde) Resûl’e ihanet ettikleri gibi: Sizler de (Bkz : SAFF suresi 2,3 dilinizle söylediğiniz halde sonradan ameller üzerinde Resul’ünüze) ihanet edip hileye yeltenmeyin. O dönemde İsrailoğulları’ndan bir grup îmân etmiş ve bir grup ise (İslam’ı) inkâr etmişti ve O zaman, amenü olup (Allah’a ve hükümlerine iman ve teslim olup) aynı safta duranları, düşmanlarına karşı Biz destekledik. Böylece onlar (müşrik kafirlere karşı) (Allah’ın yardımıyla) üstün geldiler.

Lâ Galibe İllâllah/Allah’tan başka galip yoktur!