MUZZEMMİL SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

73/MUZZEMMİL-1: Yâ eyyuhel muzzemmil(muzzemmilu).
Ey örtünüp gizlenen!

73/MUZZEMMİL-2: Kumil leyle illâ kalîlâ(kâlilen).
Az bir kısmı hariç olmak üzere gece kalk!

73/MUZZEMMİL-3: Nısfehû evinkus minhu kalîlâ(kâlilen).
Onun (gecenin) yarısı veya ondan (yarısından) biraz eksilt.

73/MUZZEMMİL-4: Ey zid aleyhi ve rettilil kur’âne tertîlâ(tertilen).
Veya onu daha arttır. Ve Kur’ân’ı tane tane güzel bir şekilde oku.

73/MUZZEMMİL-5: İnnâ se nulkî aleyke kavlen sekîlâ(sekîlen).
Muhakkak ki Biz, sana yakında ağır bir söz ilka edeceğiz (ulaştıracağız).

73/MUZZEMMİL-6: İnne nâşietel leyli hiye eşeddu vat’en ve akvemu kîlâ(kîlen).
Muhakkak ki gece kalkışı (meşakkatli fakat) tesir bakımından daha kuvvetli ve okuyuş bakımından daha sağlamdır.

73/MUZZEMMİL-7: İnne leke fîn nehâri sebhan tavîlâ(tavîlen).
Muhakkak ki senin için gündüzleyin uzun meşguliyet vardır.

73/MUZZEMMİL-8: Vezkurisme rabbike ve tebettel ileyhi tebtîlâ(tebtîlen).
Ve (Allah’ın vekilleri olarak itibar ederek yöneldikleri ve sürekli andıkları aracıların sahte tanrılarının aksine) Sen Rabbinin İsmi’ni zikret ve herşeyden kesilerek O’na ulaş.

73/MUZZEMMİL-9: Rabbul meşrıkı vel magribi lâ ilâhe illâ huve fettehızhu vekîlâ(vekîlen).
O (Allah), doğunun ve batının Rabbidir. O’ndan başka İlâh yoktur. Öyleyse O’nu vekil edin.

Tüm çok tanrılı aracılı şirk inançlarında olduğu gibi Ehli kitap inancına göre/Musa’nın 5 kitabı anılan eski ahit ve Tevrat ve İncilde de “İslamda ikinci Alem zikredilen” ahiret hayatı yoktur. Müşriklere göre Dünya Doğudan batıya doğru uzanan tepsi gibi düz bir yerdir. Kendi inançlarına göre dünyanın doğu istikametinde Fırat ve Dicle nehirleri arasında Aden isminde verimli bir bahçe vardır. {Bkz:Tevrat/Tekvin bölüm 2/6~14} Dünyanın batı istikameti ise yaratıcının onları sürgüne gönderdiği topraklardır. Buyruklarına İtaat etmeleri halinde tanrı onları tekrar “aracı vekil” şefaatı ve hidayetiyle (tabii ki onları sömüren aracıların isteklerini yerine getirmek ve onlara bildirilen vergi bedellerini ödemeleri koşuluyla) tekrar Aden bahçesine kabul edecektir. Diğer anlamıyla müşrikler için Doğu demek Aden bahçesi yani yeryüzünde bulunan cennet demektir. Kuran indikten sonra cennet cehennem ve ahiret modeli detaylı olarak açıklandıkça taraftar kaybetmemek adına {bkz;mearic 36) müşrikler de cenneti sahiplenip dünyada doğuda bir yerde olduğunu iddia etmeye başladılar. Fırat ve Dicle arasında cennetin olmadığının kaşifler tarafından açıklanmasıyla bu kez İki doğu ve batı var demeye başladılar. Ahiret hayatını inkar etmekle Allah’ın tevbe af yetkilerini yeryüzünde kendi tekelinde tutan ve böylece kendilerini Tanrı’nın vekili olarak gösterip halkı sömüren tüm fitne dönemlerinde halkın algısında cennet’in ismi doğu olmuştur. O devirde insanlarının algısında Doğunun ve batının Rabbi demek, insanın kovulduğu cennetin ve insanın cennetten sürgün edildiği toprakların Rabbi demektir.  Ve bu cennet Kuran’a göre müminlerin algısında ikinci alemde yani ahirettedir. Ve İslam inancına göre insanlar ahiretteki cennetten yeryüzüne sürgün edilmiştir. Çok tanrılı şirk inançlarına göre ve çok tanrılı şirk inançlarına göre uyarlanıp tahrif edilerek batıla tevil edilmiş Tevrat ve incile göre ise cennet “yeryüzünün doğusundadır”  ve insanların sürgün edildiği topraklar ise Fırat ve Dicle’nin batısında kalan tüm dünya toprakları olarak tarif edilmektedir. Kuran indikten sonra insanların akın akın İslam’a  {bkz; mearic 36} geçmesiyle müşrikler sömürdükleri kişileri kaybetmemek adına; Ahiret inancı taşımadıkları  ve kitaplarında yazılı olmadığı halde;  “İslam’ın ikinci alemde bulunan” cennetini sahiplenmeye yeltenmişlerdir. Bu yüzden Yahudi ve hristiyan müşriklerden  bkz: Bakara 111 ayetiyle “kitaplarında cennet veya cehennem olduğuna dair kanıt göstermeleri” istenmiştir. Ayrıca ahirete inanmadıkları halde taraftar kaybetmemek adına İslam’ın ikinci alemde bulunan cennetini sahiplenen ancak batıl şirk sömürü hükümleriyle halkı kandırmaya devam eden hem yahudi hem Hristiyan müşriklerin durumları ve akibetleri Meâric suresi 37~41 ayetleri arasında vurgulanmıştır.

73/MUZZEMMİL-10: Vasbir alâ mâ yekûlûne vehcurhum hecren cemîlâ(cemîlen).
Ve onların söyledikleri şeylere (bkz; Hicr suresi 6 Kalem suresi 6, 51 ve Duhan suresi 14} deli mecnun iftiralarına) sabret. Ve güzel bir ayrılış ile onlardan ayrıl.

73/MUZZEMMİL-11: Ve zernî vel mukezzibîne ulîn na’meti ve mehhilhum kalîlâ(kalîlen).
Ni’met (Zikr) sahibi olup da şimdi onu yalanlayanları (geçmişte kitap/Zikr verilmiş olduğu halde şimdi tekrar batıla sapmış olan yahudi ve Hristiyan müşrikleri)  Bana bırak ve onlara biraz mühlet ver.

73/MUZZEMMİL-12: İnne ledeynâ enkâlen ve cahîmâ(cahîmen).
Muhakkak ki bizim yanımızda ağır zincirler ve alevli ateş vardır.

73/MUZZEMMİL-13: Ve taâmen zâ gussatin ve azâben elîmâ(elîmen).
Ve boğazı tıkayıp orada kalan yemek ve elîm azap vardır.

73/MUZZEMMİL-14: Yevme tercuful ardu vel cibâlu ve kânetil cibâlu kesîben mehîlâ(mehîlen).
O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar dağılmış kum yığını gibi olmuştur.

73/MUZZEMMİL-15: İnnâ erselnâ ileykum resûlen şâhiden aleykum kemâ erselnâ ilâ fir’avne resûlâ(resûlen).
Muhakkak ki şimdi Biz, size, üzerinize şahit olacak bir resûl gönderdik. Geçmişte Firavuna (Hz Musa’yı) resûl olarak gönderdiğimiz gibi.

73/MUZZEMMİL-16: Fe asâ fir’avnur resûle fe ehaznâhu ahzen vebîlâ(vebîlen).
Fakat firavun resûle asi oldu. Bunun üzerine onu çok ağır bir yakalayışla ahzettik (kötü bir akibetle canını aldık).

73/MUZZEMMİL-17: Fe keyfe tettekûne in kefertum yevmen yec’alul vildâne şîbâ(şîben).
Eğer şimdi siz de (Allah’ın Resûl’ünü ve Resul’ü Hz Muhammed (S.A.V)’a vahyettiği Kuran’ı) inkâr ederseniz, o taktirde çocukların korkudan saçlarını ağartan o günden kendinizi nasıl koruyacaksınız?

73/MUZZEMMİL-18: Es semâu munfatırun bih(bihî), kâne va’duhu mef’ûlâ(mef’ûlen).
Ki O gün Sema onunla (o günün şiddeti ile) yarılıp çatlamıştır. O gün, mutlaka O’nun (Allah’ın kıyamet) vaadi artık yerine gelmiştir.

73/MUZZEMMİL-19: İnne hâzihî tezkirah(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Muhakkak ki bu, uyarılar (müşrikler için) bir hatırlatmadır.  Artık kim dilerse, Rabbine ulaştıran bir yolu (Kuran’ı) ittihaz eder (yol edinir).

73/MUZZEMMİL-20: İnne rabbeke ya’lemu enneke tekûmu ednâ min suluseyil leyli ve nısfehu ve sulusehu ve tâifetun minellezîne meak(meake), vallâhu yukaddirul leyle ven nehâr(nehâre), alime en len tuhsûhu fe tâbe aleykum, fakreû mâ teyessere minel kur’ân(kur’ânî), alime en seyekûnu minkum merdâ ve âharûne yadribûne fîl’ardı yebtegûne min fadlillâhi ve âharûne yukâtilûne fî sebîlillâhi fakreû mâ teyessere minhu ve ekîmus salâte ve âtûz zekâte ve akridullâhe kardan hasenâ(hasenen), ve mâ tukaddimû li enfusikum min hayrin tecidûhu indallâhi huve hayren ve a’zame ecrâ(ecren), vestagfirûllâh(vestağfirûllâhe), innellâhe gafûrun rahîm(rahîmun).
Muhakkak ki Rabbin, senin ve seninle beraber olanlardan bir topluluğun, gecenin üçte ikisinden daha azında, (bazan) onun yarısında ve (bazan da) onun üçte birinde (Kur’ân/Zikr  okumak ve kanitin olmak için) kalktığını biliyor. Ve geceyi ve gündüzü Allah takdir eder, onu sizin asla hesaplayamayacağınızı (gecenin zaman dilimlerini doğru tayin edemeyeceğinizi) bildi. Bu sebeple sizin tövbenizi kabul etti. O halde Kur’ân’dan size kolay geleni okuyun! Sizden bir kısmınızın hasta olacağını, diğerlerinin yeryüzünde, (tüm rızıkların yaratıcısı olarak kabul ettikleri) Allah’ın fazlından (rızık) isteyerek dolaşacaklarını ve diğer bir kısmının ise Allah’ın yolunda savaşacaklarını bildi. Artık O’ndan (Kur’ân’dan) size kolay geleni okuyun, (İslam’i yaşantının ihyasında) salâtı (müminler arasındaki yardımlaşmayı) ikame edin, zekâtı verin ve Allah’ı razı etmek için amellerinizle şimdiden Allah’a güzel bir şekilde borç verin! Ve Sizler nefsiniz için yeryüzünde hayır olarak ne takdim ederseniz, onu Allah’ın indinde daha hayırlı ve daha büyük bir ecir olarak (cennet mükafatı olarak) bulursunuz. Ve (aracılık kurumundan af şefaat ve medet dilenen müşriklerin aksine) Siz Allah’a istiğfar edin (Allah’a tövbe edip Allah’tan mağfiret dileyin)! Muhakkak ki ancak Allah; Gafur’dur. ( kulların günahlarını örtüp bağışlayan yegane otoritedir) ve Rahîm’dir. (Sadece müminleri himaye ve hidayet edendir)