KAF SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

50/KAF-1: Kâf vel kur’ânil mecîd(mecîdi).
Kâf. Mecîd (şerefli) Kur’ân’a andolsun.

50/KAF-2: Bel acibû en câehum munzirun minhum fe kâlel kâfirûne hâzâ şey’un acîbun.
Hayır, kendilerinden bir nezirin (uyarıcının) onlara gelmesine şaşırdılar. Bunun üzerine kâfirler: “Bu şaşılacak bir şey.” dediler.

50/KAF-3: E izâ mitnâ ve kunnâ turâbâ(turâben), zâlike rec’un baîdun.
“Biz öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (yeniden diriltileceğiz)?” İşte bu, uzak bir dönüştür. (gerçekleşmesi mümkün olmayan ihtimaldir dediler)

50/KAF-4: Kad alimnâ mâ tenkusul ardu minhum, ve indenâ kitâbun hafîzun.
Arzın (toprağın) onlardan neleri eksilteceğini biz biliyorduk. (Öldükten sonra bedenlerin toprakta çürüyerek yok olduğunu zaten biliyoruz) Ve mutlaka katımızda inkarcıların bu söylediklerini muhafaza eden bir kitap var.

50/KAF-5: Bel kezzebû bil hakkı lemmâ câehum fe hum fî emrin merîcin.
Hayır (öyle değil), Bu durumda onlar kendilerine hak gelince (ahirette dirilecekleri hakikatı kendilerine anlatılınca) kafaları karıştığı için onu yalanladılar.

Atalarından süregelen çok tanrılı inançları devam ettiren ; Hem Arap müşriklerde, hem ehli kitap anılan yahudi ve hristiyan müşriklerde, ahiret aleminde tekrar diriltileceklerine  dair inançları yoktur. Onların kitaplarına göre; Dünya düz tepsi gibi bir yerdir. Ve bu inanca göre insanlar öldükten sonra toprağın altında bulunan ölüler diyarına gönderilmektedir. Hristiyanlara göre bir gün İsa mesih tekrar dünyaya gelecek ve o gün herkes ölüler diyarından tekrar dünyaya dirilecektir. İsa mesih geldiğinde tüm dünyayı kötülerin elinden kurtaracağı için insanlık sonsuza kadar mutlu mesut yaşayacaktır. Hem Tevrat hem İncilde ahiret hayatı, ahiret sorgusu, cennet ve cehenneme dair tek kelimeden bile bahsedilmemiştir. İslam inancında Hakim Allah kulları Ahiret hayatında sorgularken; müşrik inançlarda insanların ölüler diyarından tekrar dünya yaşantısına diriltilebilmesi için, diyet olarak henüz yaşarken tahıl hayvan vs  gibi yıllık ürünlerinden, sözde Tanrı’nın yetkili kıldığı aracılara (Arap müşriklerde put sahiplerine, yahudilerde ve hristiyanlarda din adamlarına) bağış ya da ondalık adı altında bir pay ödemeleri gerekmektedir. Elit hakim zümreyi ihya eden aracılar/Ruhbanlar eliyle kurgulanmış Şirk sömürü düzenini tamamen ortadan kaldırıp âyetleriyle yerle yeksan ettiği için Müşrik elitler; İslamın aracı kabul etmeyen Allah’ına Ahiret hayatına ve hesap gününe , tarihin hiçbir döneminde asla inanmak istememişlerdir. Kaf suresi iniş sırasına göre Kuran’ın 34. suresidir. Ayetinde de belirtildiği üzere bu İlk tebliğ döneminde ilk kez duydukları için ahireti inkar eden müşrikler daha sonra inen sure ve ayetlerinde konu detaylandırılıp ahiret hayatı hakkında tefekküre davet edildikçe {bkz;Mearic suresi 34} akın akın İslam’a geçişler başlamıştır. Bu yüzden Kuran’ın birçok sure ve ayetinde; “Gördüğünüz tüm yaratılmışlığı ve canlılığı zaten yoktan var etmiş olan Allah, o halde ahireti ve oradaki canlılığı da yaratmaya muktedir değil mi ? Yasin 81” sorusundaki mantığa davet ederek, ahirete iman için aşağıda ayetlerinde de vurgulandığı üzere yaratılış süreçlerine bakarak yaratılıştan tefekkürle mutlaka ibret alınması öğütlenmiştir. Ve;
Mearic suresi iniş sırasına göre Kuran’da 79. sıradadır. Sure indiği dönemde ayetleriyle de vurgulandığı üzere İslam’a toplu geçişler başlamış ve her indirilen sure ve ayetin ardınca kartopu tanesinden oluşan bir çığ misali her geçen gün daha büyük bir katılımla ve kısa bir müddet içinde, yıllarca insanları batıl ile sömüren müşriklerin yerine hayırlı bir toplum olan İslam toplumu hakim olmuştur ve böylece Mearic 41. ayetindeki “hakk vaad” vuku bulmuştur.

50/KAF-6: E fe lem yanzurû iles semâi fevkahum keyfe beneynâhâ ve zeyyennâhâ ve mâ lehâ min furûcin.
Öyleyse üzerlerindeki semayı (Bkz Lokman suresi 10 direksiz) nasıl bina ettiğimize ve onu nasıl süslediğimize bakmıyorlar mı? Ve öyle bir yaratıda ki onun (semanın) hiçbir çatlağı yoktur.

50/KAF-7: Vel arda medednâhâ ve elkaynâ fîhâ revâsiye ve enbetnâ fîhâ min kulli zevcin behîcin.
Ve arz; onu yayıp döşedik ve orada her çeşit bitkilerden sizin faydanız için güzel çiftler yetiştirdik. Ve (ovaların) aralarına sağlam dağlar yerleştirdik.

50/KAF-8: Tebsıraten ve zikrâ li kulli abdin munîbin.
Münib olan (Allah’a aracısız yönelen ) bütün kullarına basiret olsun (düşünüp ibret alsınlar) ve böylece O’nu zikretsinler diye.

50/KAF-9: Ve nezzelnâ mines semâi mâen mubâreken fe enbetnâ bihî cennâtin ve habbel hasîdi.
Ve gökten mübarek su (yağmur) indirdik. Böylece onunla (ovalarda) bahçeler ve hasat edilen hububat yetiştirdik/yarattık.

50/KAF-10: Ven nahle bâsikâtin lehâ tal’un nadîdun.
Ve üst üste kümelenmiş tomurcukları olan uzun hurma ağaçları (yarattık).

50/KAF-11: Rızkan lil ibâdi ve ahyeynâ bihî beldeten meytâ(meyten), kezâlikel hurûcu.
Kullar için rızık olsun diye. Ve onunla ölü beldeye hayat verdik. İşte, (Nasıl ki yeryüzünü ölü bir topraktan canlı bir yaşama çevirdiysek) Ahiret dirilişi de bunun gibidir. (Yeryüzü gibi yoktan yaratılmıştır)

50/KAF-12: Kezzebet kablehum kavmu nûhın ve ashâbur ressi ve semûdu.
Onlardan evvel Hz. Nuh’un kavmi, Ress’in halkı ve Semûd halkı da (ahirette yeniden dirilişi) yalanladı.

50/KAF-13: Ve âdun ve fir’avnu ve ihvânu lûtın.
Ve Ad (kavmi), Firavun ve Lut (A.S)’ın kardeşleri de.

50/KAF-14: Ve ashâbul eyketi ve kavmu tubbain, kullun kezzeber rusule fe hakka vaîdi.
Ve Eyke halkı ve Tubb kavmi, hepsi resûllerini yalanladı. Böylece vaadimiz (ceza/azap) hak oldu (Allah’ın vaadi yerine geldi).

50/KAF-15: E fe ayînâ bil halkıl evvel(evveli), bel hum fî lebsin min halkın cedîd(cedîdin).
Yoksa Biz, ilk yaratışta aciz miydik? (Tabii ki) Hayır, onlar ise şimdi (yokluktan yaratıldıklarını düşünmeden) ahirette yeniden yaratılıştan şüphe içindeler.

50/KAF-16: Ve lekad halaknel insâne ve na’lemu mâ tuvesvisu bihî nefsuh(nefsuhu), ve nahnu akrebu ileyhi min hablil verîdi.
Ve andolsun ki insanı Biz yarattık. Ve nefsinin ona ne vesveseler vereceğini biliriz. Ve Biz, ona şah damarından daha yakınız.

50/KAF-17: İz yetelakkâl mutelakkîyâni anil yemîni ve aniş şimâli kaîdun.
O zaman, sağda ve solda oturan iki telâkki edici (tesbit edici melek), (amelleri) tespit ederler.

50/KAF-18: Mâ yelfızu min kavlin illâ ledeyhi rakîbun atîdun.
Bir söz söylenmez ki, onun yanında hazır gözetleyiciler (tarafından tespit edilmiş) olmasın.

50/KAF-19: Ve câet sekretul mevti bil hakk(hakkı), zâlike mâ kunte minhu tehîdu.
Ve ölüm sarhoşluğu hak ile geldiğinde. İşte senin ondan kaçtığın şey budur. (denilecek)

50/KAF-20: Ve nufiha fîs sûr(sûri), zâlike yevmul vaîdi.
Ve sur’a üflendi. İşte bu vaîd (ikaz edilirken inanmadığın) kıyamet/din/hesap günüdür.

50/KAF-21: Ve câet kullu nefsin meahâ sâikun ve şehîdun.
Ve o gün bütün nefsler beraberinde bir şahit (bir melek) ile birlikte saik ( içgüdüsel olarak) gelir.

50/KAF-22: Lekad kunte fî gafletin min hâzâ fe keşefnâ anke gıtâeke fe besarukel yevme hadîdun.
(Allahû Teâla buyurur): “Andolsun ki sen bundan (yeniden dirilmekten) gaflet içindeydin. İşte artık senden perdeni kaldırdık. Artık bugün senin görüşün keskindir.”

50/KAF-23: Ve kâle karînuhu hâzâ mâ ledeyye atîd(atîdun).
Ve onun yakınında olan (melek): “İşte bu (hayatının kayıt edilmiş listesi ), benim yanımda hazır olan şeydir.” der.

50/KAF-24: Elkıyâ fî cehenneme kulle keffârin anîdin.
“Bütün inatçı (inkarcıları) kâfirleri cehenneme atın!” denir.

50/KAF-25: Mennâın lil hayri mu’tedin murîbin.
“Hayra mani olan, haddi aşan, (Allah’ın vahyinden) şüphe eden”

50/KAF-26: Ellezî ceale meallâhi ilâhen âhara fe elkıyâhu fîl azâbiş şedîdi.
“O, (müşrik) Allah ile beraber başka ilâh edindi. Öyleyse ikiniz onu şiddetli azabın içine atın!”

50/KAF-27: Kâle karînuhu rabbenâ mâ etgaytuhu ve lâkin kâne fî dalâlin baîdin.
Onun yakını:(olan müşrik) “Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat o uzak bir dalalet içindeydi.” der.

50/KAF-28: Kâle lâ tahtesımû ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil vaîdi.
(Allahû Teâla): “Huzurumda kavga etmesinler. Size daha önce vaadimi (inkarcılara cezamı) bildirmiştim.” der.

50/KAF-29: Mâ yubeddelul kavlu ledeyye ve mâ ene bi zallâmin lil abîd(abîdi).
“Katımda  söz değiştirilmez. Ve Ben, kullarıma zulmedici değilim.” Der.

50/KAF-30: Yevme nekûlu li cehenneme helimtele’ti ve tekûlu hel min mezîdin.
O gün cehenneme: “Doldun mu?” deriz. Ve o: “Daha fazlası var mı?” der.

50/KAF-31: Ve uzlifetil cennetu lil muttekîne gayre baîdin.
Ve cennet, takva sahipleri için uzak tutulmadı aksine yaklaştırıldı.

50/KAF-32: Hâzâ mâ tûadûne li kulli evvâbin hafîz(hafîzin).
İşte size vaadolunan şey budur (cennettir). Bütün evvab (Allah’a aracısız yönelip Allah’a sığınmış), ve hafîz olanlar (zikri Kuran’ı Allah’ın bildirdiği şekil ve ölçüsüyle öğretmiş, tebliğ etmiş olanlar) için.

50/KAF-33: Men haşiyer rahmâne bil gaybi ve câe bi kalbin munîbin.
Gaybda Rahmân’a huşu duyanlar ve münib (Allah’a ve yardımlarına aracısız ulaşmayı uman ve dileyen) bir kalple (Allah’ın huzuruna) gelenler (için).

50/KAF-34: Udhulûhâ bi selâm(selâmin), zâlike yevmul hulûd(hulûdi).
Oraya selâmla (selametle) girin. İşte bu ebediyyet (sonsuzluk) günüdür.

50/KAF-35: Lehum mâ yeşâûne fîhâ ve ledeynâ mezîdun.
Onlar için orada diledikleri herşey vardır. Ve katımızda daha fazlası vardır.

50/KAF-36: Ve kem ehleknâ kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nakkabû fîl bilâd(bilâdi), hel min mahîsin.
Ve onlardan önce, daha nice güçlü nesilleri helâk ettik. Yoksa onlar bizden kaçıp kurtulabilecekleri bir belde bulabileceklerini mi umuyorlar ?

50/KAF-37: İnne fî zâlike le zikrâ li men kâne lehu kalbun ev elkâs sem’a ve huve şehîdun.
Muhakkak ki bunda kalpleri olan ve ilka edilenleri işitebilen ve (Kulun Allah’a aracısız yönelip hükümlerine riayet etmesi karşılığında Allah’tan gelen yardımları idrak ederek akıl ile şahit olup böylece gönlü ve kalbi ile kesin iman etmiş kişiler) şahit olan kişiler için mutlaka ibret vardır.

50/KAF-38: Ve lekad halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ fî sitteti eyyâmin ve mâ messenâ min lugûb(lugûbin).
Ve andolsun ki, gökleri ve yeri ve ikisinin arasındakileri altı günde yarattık. *Ve Bize (hiç) bir yorgunluk dokunmadı.

Tevrat ve İncil  tekvin kitabı 2.bölüm 2.ayetinde yaratılış aktarılırken; Tanrının dünyayı 6 günde yarattığı ve 7. gün yorulduğu için tanrının dinlendiği belirtilir. Hem Arap hem de ehli kitap anılan yahudi ve hristiyan şirk inançlarında tanrı insana benzeyen insansı bir varlıktır,{Bkz Tekvin bölüm 5:2 Tanrı insan gibi çalışır yorulur yer içer.  Bu ayetinde “yorgunluk dokunmadı” vurgusuyla: İnsansı tanrılara tapınan  ve ahirete inanmayan müşriklere reddiye yapılarak kitap tilavet edilmektedir.

50/KAF-39: Fasbir alâ mâ yekûlûne ve sebbih bi hamdi rabbike kable tulûış şemsi ve kablel gurûb(gurûbi).
Öyleyse (artık) onların söyledikleri şeylere sabret. Ve Rabbini, güneşin doğuşundan evvel ve batışından evvel, hamd ile tesbih et (zikret).

50/KAF-40: Ve minel leyli fe sebbihhu ve edbâres sucûdi.
Ve artık gecenin bir kısmında ve secdelerin arkasından O’nu tesbih et.

50/KAF-41: Vestemi’ yevme yunâdil munâdi min mekânin karîb(karîbin).
Ve münadinin (çağırıcının) yakın bir yerden seslendiği gün ona kulak ver.

50/KAF-42: Yevme yesmeûnes sayhate bil hakk(hakkı), zâlike yevmul hurûci.
O gün hak (hakikat) olan sayhayı  işitirler. İşte bu (ahirete) ihraç  günüdür.

50/KAF-43: İnnâ nahnu nuhyî ve numîtu ve ileynel masîru.
Muhakkak ki; Biz diriltiriz ve Biz öldürürüz. Ve dönüş Bize’dir.

50/KAF-44: Yevme teşakkakul ardu anhum sirââ(sirâan), zâlike haşrun aleynâ yesîrun.
O gün arz (toprak) yarılıp onlardan hızla ayrılır. İşte bu haşr (Bkz;Meryem Suresi 68~71 insanları din/hesap günü cehennemde dizüstü mecburi secdeye çöktürülmüş halde sorguya toplamak), Bizim için kolaydır.

50/KAF-45: Nahnu a’lemu bi mâ yekûlûne ve mâ ente aleyhim bi cebbârin fe zekkir bil kur’âni men yehâfu vaîdi.
Onların ne söylediklerini, en iyi Biz biliriz. Ve sen onların üzerine, cabbar (zorlayıcı) değilsin. Öyleyse Sen, Allah’ın (azap) vaadlerinden korkanları Kur’ân ile ikaz et