İNSÂN SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

76/İNSÂN (DEHR)-1: Hel etâ alel insâni hînun mined dehri lem yekun şey’en mezkûrâ(mezkûren).
Uzun bir zaman olmasına rağmen İnsan olarak anılıp zikredileceğiniz döneme siz hala geçmediniz mi ?

Aziz Allah yeryüzündeki tüm canlıları sudan yaratmıştır ve, insanı da ahiret ve dünya olmak üzere iki alemde ve iki ayrı fizik beden ve yaratılışla yaratmıştır. {bkz: Zumer 6}  Ve sınamak gayesiyle yeryüzüne gönderdiği insanı ikinci yaratılışı olan dünyada, zaman içinde ve merhalelerle yaratmıştır.) {bkz: Nur 45/ Enbiya ,30/Nuh 14/Tegâbun 3}

76/İNSÂN (DEHR)-2: İnnâ halaknel insâne min nutfetin emşâcin nebtelîhi fe cealnâhu semîan basîrâ(basîren).
Muhakkak Biz, insanı yeryüzünde (iki hücrenin) birleşimi olan bir nutfeden yarattık. Onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu (yeryüzünde) işiten, gören kıldık.

76/İNSÂN (DEHR)-3: İnnâ hedeynâhus sebîle immâ şâkiren ve immâ kefûrâ(kefûren).
Muhakkak ki Biz, onu (Allah’ın indirdiği hükümleri bildirmekle) hak yola hidayet ettik. Fakat o, ya ( hükümlere icabet ederek Allah’a iman ve teslim olur ) şükreden olur, ya da (hükümlerine sırtını döner) küfreden olur.

76/İNSÂN (DEHR)-4: İnnâ a’tednâ lil kâfirîne selâsile ve ağlâlen ve seîrâ(seîren).
Muhakkak ki Biz, ahirette kâfirler için zincirler, demir halkalar ve alevli ateş hazırladık.

76/İNSÂN (DEHR)-5: İnnel ebrâra yeşrebûne min ke’sin kâne mizâcuhâ kâfûrâ(kâfûren).
Muhakkak ki ebrar olanlar (hükümlerine samimiyetle icabet edenler), içinde kâfur bulunan kadehlerden içecekler.

76/İNSÂN (DEHR)-6: Aynen yeşrebu bihâ ibâdullâhi yufeccirûnehâ tefcîrâ(tefcîren).
Allah’ın kulları, içtikleri o pınarı, fışkıra fışkıra akıtırlar.

76/İNSÂN (DEHR)-7: Yûfûne bin nezri ve yehâfûne yevmen kâne şerruhu mustetîrâ(mustetîren).
Onlar; Nezirlerini (İslam olmakla Allah’a verdikleri sözlerini/ahdlerini) ifa ederler. Ve şerri yayılan günden (hesap gününden) korkarlar.

76/İNSÂN (DEHR)-8: Ve yut’imûnet taâme alâ hubbihî miskînen ve yetîmen ve esîrâ(esîren.)
Ve sevdiği taamı (yemeği), miskinlere (işsizlere ve yoksullara), yetimlere ve esir olanlara yedirirler.

76/İNSÂN (DEHR)-9: İnnemâ nut’imukum li vechillâhi lâ nurîdu minkum cezâen ve lâ şukûrâ(şukûren).
Biz sadece Allah’ın vechi için (rızasına kavuşmak için) sizi doyuruyoruz. Sizden bir karşılık ve teşekkür istemiyoruz. Derler.

76/İNSÂN (DEHR)-10: İnnâ nehâfu min rabbinâ yevmen abûsen kamtarîrâ(kamtarîren).
Muhakkak ki biz, yüzlerin asık olduğu, belâlı, zor günde (ahirette hesap gününde) Rabbimize karşı  nankörlerden olmaktan korkuyoruz. Derler.

76/İNSÂN (DEHR)-11: Fe vekâhumullâhu şerra zâlikel yevmi ve lakkâhum nadreten ve surûrâ(surûren).
Oysa Allah, onları (Bkz;4,5 şükredenleri/ebrar olanları ) işte böyle zor bir günün şerrinden korudu. Ve onları, hidayetiyle ahirette pırıl pırıl bir yüze ve surura (sevince) kavuşturdu.

76/İNSÂN (DEHR)-12: Ve cezâhum bimâ saberû cenneten ve harîrâ(harîren).
Ve yeryüzünde (müşriklerin eza/cefa baskı ve işkencelerine karşı) gösterdikleri sabırlarından dolayı onları cennetle ve ipek elbiselerle mükâfatlandırdı.

76/İNSÂN (DEHR)-13: Muttekiîne fîhâ alel erâik(erâiki), lâ yeravne fîhâ şemsen ve lâ zemherîrâ(zemherîren).
Onlar orada tahtları üzerinde yaslanırlar. Orada yakıcı bir güneş ve şiddetli dondurucu soğuk görmezler.

76/İNSÂN (DEHR)-14: Ve dâniyeten aleyhim zılâluhâ ve zullilet kutûfuhâ tezlîlâ(tezlîlen).
O ağaçların gölgesi ki, onların üzerine yakındır. Ve meyveleri onların emrine hazır olarak kendilerine yaklaştırılmıştır.

76/İNSÂN (DEHR)-15: Ve yutâfu aleyhim bi âniyetin min fıddatin ve ekvâbin kânet kavârîrâ(kavârîren).
Ve gümüşten kaplar ve billur kadehler ile onların etrafından dolaşılır.

76/İNSÂN (DEHR)-16: Kâvarîra min fıddatin kadderûhâ takdîrâ(takdîren).
Öyle özel kadehler ki bu sadece onların ihtiyaçları için takdir edilmiştir.

76/İNSÂN (DEHR)-17: Ve yuskavne fîhâ ke’sen kâne mizâcuhâ zencebîlâ(zencebîlen).
Ve orada, onlara muhtevası zencefil olan özel bir içki o kadehlerden sunulur.

76/İNSÂN (DEHR)-18: Aynen fîhâ tusemmâ selsebîlâ(selsebîlen).
Orada “selsebîl” diye isimlendirilen bir pınar da vardır.

76/İNSÂN (DEHR)-19: Ve yetûfu aleyhim vildânun muhalledûn(muhalledûne), izâ reeytehum hasibtehum lu’luen mensûrâ(mensûren).
Ve ölümsüz delikanlılar (halidun/ölümsüz melekler) onların etrafında hizmet için dolaşırlar. Sen onları gördüğün zaman saçılmış inciler sanırsın.

76/İNSÂN (DEHR)-20: Ve izâ reeyte semme reeyte naîmen ve mulken kebîrâ(kebîren).
Ve baktığın zaman orada (müminlere tahsis edilmiş) çeşidi sonsuz ni’metler, büyük bir mülk ve saltanat görmüş olursun.

76/İNSÂN (DEHR)-21: Âliyehum siyâbu sundusin hudrun ve istebrakun ve hullû esâvira min fıddah(fıddatin), ve sekâhum rabbuhum şarâben tahûrâ(tahûren).
Onların üstlerinde yeşil ince ipekten ve işlenmiş atlastan elbiseler vardır. Gümüşten bileziklerle süslenmişlerdir. Ve Rab’leri mükafat olarak onlara böylesine temiz (lezzetli) içecekler sunmuş olur.

76/İNSÂN (DEHR)-22: İnne hâzâ kâne lekum cezâen ve kâne sa’yukum meşkûrâ(meşkûren).
Onlara; Muhakkak ki bu, sizin ( yeryüzü amelleriniz karşılığı) mükâfatınız oldu. Ve sizin yeryüzü çabalarınız ve şükrünüz asıl şimdi lâyığını bulmuştur. denir.

76/İNSÂN (DEHR)-23: İnnâ nahnu nezzelnâ aleykel kur’âne tenzîlâ(tenzîlen).
Muhakkak ki Biz sana Kur’ân’ı, tenzil ederek (idrak etmeleri için bölüm bölüm âyet âyet) indirdik.

76/İNSÂN (DEHR)-24: Fasbir li hukmi rabbike ve lâ tutı’minhum âsimen ev kefûrâ(kefûren).
Artık Rabbinin hükmüne sabret. Ve, Onlardan kâfir günahkârlara itaat etme.

76/İNSÂN (DEHR)-25: Vezkurisme rabbike bukreten ve asîlâ(asîlen).
Ve Rabbinin ismini sabah ve akşam zikret.

76/İNSÂN (DEHR)-26: Ve minel leyli fescud lehu ve sebbihhu leylen tavîlâ(tavîlen).
Ve artık, gecenin bir kısmında O’na secde et. Ve geceleyin uzun uzun O’nu tesbih et.

76/İNSÂN (DEHR)-27: İnne hâulâi yuhıbbûnel âcilete ve yezerûne verâehum yevmen sekîlâ(sekîlen).
İşte onlar, (ahirete ve hesap gününe inanmıyorlar) muhakkak ki bu yüzden çabuk geçen dünya hayatını seviyorlar. Ve o zor, çetin günü (hesap gününü) arkalarına atıyorlar (umursamıyorlar).

76/İNSÂN (DEHR)-28: Nahnu halaknâhum ve şedednâ esrehum, ve izâ şi’nâ beddelnâ emsâlehum tebdîlâ(tebdîlen).
Onları Biz yarattık. Ve yeryüzüyle olan yaşam bağlarını Biz kuvvetlendirdik. (sınanmaları süresince yeryüzünde yaşamda kalmalarını biz sağlıyoruz) Ve dilediğimiz zaman onları (öldürüp) emsalleri ile değiştiririz. (Onları öldürüp yerine sınanmak üzere bekleyen diğerlerini getiririz)

76/İNSÂN (DEHR)-29: İnne hâzihî tezkireh(tezkiretun), fe men şâettehaze ilâ rabbihî sebîlâ(sebîlen).
Muhakkak ki bu bir öğüttür. Artık kim dilerse Rabbine doğru bir yol ittihaz eder (Allah’a ve hükümlerine tabi olur)

76/İNSÂN (DEHR)-30: Ve mâ teşâûne illâ en yeşâallâh(yeşâallâhu), innallâhe kâne alîmen hakîmâ(hakîmen).
Ve Allah dilemedikçe siz (beşer) dileyemezsiniz. (Allah’tan başka hiç bir beşerin/size hidayet ediyoruz diye kandıran emani aracıların dilemesi sizi hidayete ulaştırmaz) Muhakkak ki Allah; Alîm’dir, Hakîm’dir (hüküm ve hikmet sahibidir).

Emani kelime anlamı ;Öğütlerine uyulması karşılığında hidayet vereceğine iman edilen aracı kimseler demektir. Emaniyye kelimesi emani kelimesinden türemiş bir kavramdır ve manası; Yetkisi olmadığı halde Allah adına kendisi üzerinden “uydurma hükümlerle” insanlara hidayet açıklamaktır. İslam inancında aracılık kurumu şirk zikredilip müminlere yasaklandığı için; Allah’a ve hükümlerine aracısız iman ve teslim olmaya, “amenü olmak” denir. Müşrik anlayışta zikredilen emaniler; af, tevbe, hidayet gibi Aziz Allah’ın uluhiyet yetkilerini ellerinde bulundurduklarını söyleyen ve, “Allah böyle şeylere karışmaz bu yetkiyi bize verdi” ya da “putlarımıza” ya da “meleklerimize verdi” lafzıyla iddialarda bulunup, insanları putlar melekler veya kendi üzerlerinden çeşitli yalanlarla kandıran, günümüzde ruhban tabir ettiğimiz aracılık kurumunu yaşatan kişilerdir. Aziz Allah İsra suresinde şöyle buyurmaktadır;
İsra suresi 57: O Müşrikler, Sözde hidayetçi aracılarından “acaba hangisi Rab’lerine daha yakındır” diye araştırarak hidayetlerine bir vesileci  ararlar ve O’nun (vesile olacak aracının) rahmetini ümit ederler, O’nun (aracının) azabından korkarlar. Muhakkak ki asıl Rabbinin azabı, asıl hazer edilendir (asıl korkulması gerekendir).
Bu yüzden Kuran’ın ilgili muhtelif ayetlerinde müşrik ruhbanlara gönderme yapılarak; “Allah dilemedikçe bir kişinin hidayetini Siz dileyemezsiniz! buyurulmaktadır. Emaniler ve emaniye ayetleri için detaylı bkz; Nisa Suresi 120,123 Bakara suresi 78,79, 111 Hadid suresi 14)

76/İNSÂN (DEHR)-31: Yudhilu men yeşâu fî rahmetih(rahmetihî), vez zâlimîne eadde lehum azâben elîmâ(elîmen).
Çünkü; Yalnızca O dilediği kişiyi, rahmetinin içine dahil eder. Ve O (insanları emaniye ile aldatan) o zalimler için elîm bir azap hazırladı