ALAK SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

96/ALAK-1: Ikra’bismi rabbikellezî halak(halaka).
Yaratan Rabbinin İsmi ile oku.

96/ALAK-2: Halakal insâne min alak(alakın).
İnsanı bir alaktan (embriyodan) yarattı.

96/ALAK-3: Ikra’ ve rabbukel ekrem(ekremu).
Oku ve senin Rabbin, sonsuz kerem sahibidir.

96/ALAK-4: Ellezî alleme bil kalem(kalemi).
Ki O, kalem ile öğretti.

96/ALAK-5: Allemel insâne mâ lem ya’lem.
İnsana bilmediği şeyleri öğretti.

96/ALAK-6: Kellâ innel insâne le yatgâ.
Hayır, muhakkak ki insan gerçekten azgınlık yapar.

96/ALAK-7: En reâhustagnâ.
Kendini müstağni görmesi sebebiyle

El Müstean Allah ; İnsanların baş edemeyeceği, hastalıklar, kazalar, belalar ve karşılaşabilecekleri türlü çeşitli musibetlerin önceden önlenmesinde ve sonradan giderilmesinde kulların yardım isteyebileceği yegane kudret ve tek meab demektir. Müstağni; El müstean Allah’ın yardımlarına ihtiyaç duymayan ve kendisini yeterli gören demektir. Yeryüzüne sınanmak üzere gönderildiği halde; Öldükten sonra ahiret yaşamına ceza veya ödül mukabilinde tekrardan geri dönmeyeceğini düşünmekle, kişinin yeryüzünde kul sorumluluklarını terkedip, kendisini hem yeryüzünde hem de ahirette El Müstean Allah’a ve yardımlarına muhtaç görmemesi; “kişinin kendisini kendi gerçeğinden üstün görme saplantısı” olarak tarif edilen kibir denen savunma mekanizmasının tezahürüdür. Çünkü; El müstean Allah; İnsanların baş edemeyeceği, çeşitli hastalıklar, kazalar, belalar ve karşılaşabilecekleri türlü çeşitli musibetlerin önceden önlenmesinde tek ve yegane kudret olduğu kadar ahirette hesap gününde kulların rahmetine ve merhametine sığınabileceği yegane meab’dır. (sığınaktır)

96/ALAK-8: İnne ilâ rabbiker ruc’â.
Muhakkak ki dönüş Rabb’inedir.

96/ALAK-9: E reeytellezî yenhâ.
Nehyedeni (men edeni) gördün mü?

96/ALAK-10: Abden izâ sallâ.
Bir kulu namaz kıldığı zaman.

96/ALAK-11: E reeyte in kâne alel hudâ.
Sen gördün mü? Eğer o (kul), hidayet üzere ise.

96/ALAK-12: Ev emera bit takvâ.
Veya takvayı emretti ise.

96/ALAK-13: E reeyte in kezzebe ve tevellâ.
Sen gördün mü, eğer yalanladı ve yüz çevirdi ise?

96/ALAK-14: E lem ya’lem bi ennellâhe yerâ.
Allah’ın (onu) gördüğünü bilmiyor mu?

96/ALAK-15: Kellâ le in lem yentehi le nesfean bin nâsıyeh(nâsıyeti).
Hayır, eğer o gerçekten vazgeçmezse, mutlaka Biz, onu perçeminden (alnından) yakalarız (sürükleriz).

96/ALAK-16: Nâsiyetin kâzibetin hâtıeh(hâtıetin).
Yalancı günahkâr alın.

96/ALAK-17: Felyed’u nâdiyeh(nâdiyehu).
Haydi, meclisini (yardımcılarını) çağırsın.

96/ALAK-18: Sened’uz zebâniyeh(zebâniyete).
Biz yakında zebanileri çağıracağız.

96/ALAK-19: Kellâ, lâ tutı’hu vescud vakterib. (SECDE ÂYETİ)
Hayır! Ona itaat etme ve secde et ve (Allah’a) yakın ol!