A’LÂ SURESİ

Bismillâhirrahmânirrahîm

87/A’LÂ-1: Sebbihısme rabbikel a’lâ.
Rabbinin “Âlâ” ismini tesbih et.

87/A’LÂ-2: Ellezî halaka fesevvâ.
O ki yarattı sonra sevva etti (dizayn etti, düzenledi).

87/A’LÂ-3: Vellezî kaddere fe hedâ.
Ve O ki, bir kader tayin etti. Sonra da hidayet etti.

87/A’LÂ-4: Vellezî ahrecel mer’â.
Ve O ki, yerden mera (yeşillikler) çıkardı.

87/A’LÂ-5: Fe cealehu gusâen ahvâ.
Sonra da onu siyah atık haline getirdi.

87/A’LÂ-6: Senukriuke fe lâ tensâ.
(Kur’ân’ı) sana, Biz okutacağız, bundan sonra sen onu unutmayacaksın.

87/A’LÂ-7: İllâ mâ şâallâh(şâallâhu), innehu ya’lemul cehre ve mâ yahfâ.
Ancak (bu) Allah’ın dilediği şeydir. (Mucizesidir) Muhakkak ki O, açık ve gizli olanı bilir.

87/A’LÂ-8: Ve nuyessiruke lil yusrâ.
Ve kolay gelmesi için Biz (Zikri/Kuranı), sana kolaylaştıracağız.

87/A’LÂ-9: Fe zekkir in nefeatiz zikrâ.
O halde, eğer zikir kimlere fayda verecek ise sen o kişilere zikret (zikri/Kuranı o kişilere öğret öğütle).

Hükümlerine sadakat dairesinde sınamak gayesiyle yeryüzüne gönderdiği insanoğlu için, Hüküm ve Hikmet sahibi Hakim Allah, her dönem Resul’leri vasıtasıyla sınanma hükümlerini ihtiva eden buyruklarını iletmiştir. Ve{Bkz; Beyyine suresi 3} Her dönem gönderdiği hükümler aynı olduğu için, “hükümlerin tekrarı” manasıyla Kuran’ın ana ismi zikr’dir. Kuran’ın ve Hz Musa’ya gönderilen Tevrat’ın ve Hz İsa’ya gönderilen İncil’in ve diğer Peygamberlere gönderilen kitapların ortak ismi, aynı hükümleri barındırdığı için “hükümlerin tekrarı” manasıyla zikr’dir. Zikir tek tanrılı “İslam dininin hüküm kitabının ortak ismi” iken; Kuran Tevrat veya İncil gibi isimler Zikr’in {bkz;Rad suresi 38} dönemsel niteleyici adlarıdır. Geçmişte indirilmiş tüm diğer kitaplar aracılar tarafından tahrif edildiği için bu nedenle Aziz Allah SÂD suresi 1. ayetinde Kur’an’dan “Zikr kitabının sahibi” yani “içeriğinde İslam hükümlerini eksiksiz barındıran yegane kitap” olduğunu vurgulamıştır . Tezekkür ; Allah’ın eksiksiz Zikri olan Kuran ayetleri ile bildirdiği hususlara iman edip Zikr ayetlerindeki bilgi ile bir konuyu muhakeme edip karar verenler yani te-zikir/tezekkür) edenler demektir. Örneğin “sadaka verin” diyen bir ayetini okurken sadakanın “yoksunlara verilmesini açıklayan” bir diğer ayetiyle zihninde birleştirip, her ayetini Allah’ın açıklama getirdiği bir diğer Kuran ayetiyle zihninde örtüştürerek kavramakla Aziz Allah’ın kullarından isteklerini tarih boyu dünya menfaatları uğruna değiştirmiş ve değiştirmekte olan aracılara ihtiyaç duymadan; Zikr hükümleriyle yani Te-Zikr/Tezekkür yöntemiyle Allah’a aracısız yönelmek demektir. {bkz;Sad 29,İbrahim 52, Zumer 18 Mümin 54} parantez içinde verdiğimiz konumuzu açıklayan te-Zikr örnekleri gibi.) Ulul’elbab; Zikr ile tezekkür etmekle aracıların yalan yanlış eksik bilgilerine ihtiyaç hissetmeden, Allah’a aracısız yönelen kullarına ise Ulul’elbab denir. Ulul’elbab; “her dönem” {bkz; Zumer suresi 18 Rad suresi 10} tebliğ edileni saklamadan muktesim müşrikler gibi { bkz; hicr suresi 90} değiştirmeden dini açıklayıp yaşayıp yaşatanlar demektir. Ulul’elbab kişilerin detaylı özellikleri için bkz; Rad suresi 19~25

87/A’LÂ-10: Se yezzekkeru men yahşâ.
Ancak Allah’a karşı huşû duyan kişi zikir ile tezekkür edecektir.

87/A’LÂ-11: Ve yetecennebuhel eşkâ.
Ve şâkî olan, (Allah’a asi olan) ondan (Kuran’dan/Zikirden) içtinap edecektir. (kaçınacak).

87/A’LÂ-12: Ellezî yaslen nârel kubrâ.
Ki o (şâkîler), muhakkak ki büyük ateşe atılacak.

87/A’LÂ-13: Summe lâ yemûtu fîhâ ve lâ yahyâ.
Sonra onun içinde (cehennem ateşinde) insan ölmez ve yeni bir hayat da bulamaz.

87/A’LÂ-14: Kad efleha men tezekkâ.
Nefsini Kuran/Zikr öğütleriyle tezkiye eden kimseler işte onlar felâha (kurtuluşa) ermiştir.

87/A’LÂ-15: Ve zekeresme rabbihî fe sallâ.
Ve o felaha erenler ki (aracıların düzmece ilahları yerine) Rabbinin İsmi’ni zikrederek (İslam’ın ihyası için bu uğurda) yardımlaşanlardır.

87/A’LÂ-16: Bel tu’sırûnel hayâted dunyâ.
Hayır, siz (müşrikler) geçici dünya hayatını üstün tutuyorsunuz.

87/A’LÂ-17: Vel âhıretu hayrun ve ebkâ.
Ve oysa ahiret hayatı daha hayırlıdır ve bâkidir (devamlıdır).

87/A’LÂ-18: İnne hâzâ le fîs suhufîl ûlâ.
Muhakkak ki bu, evvelki sahifelerde de (öncekilere gönderilen Zikr kitabının sayfalarında da) elbette var.

87/A’LÂ-19: Suhufi ibrâhîme ve mûsâ.
(Hz.) İbrâhîm’in ve (Hz.) Musa’nın sahifelerinde de (var)

Tek tanrılı İslam dininin tevhid direği sayılan, dünya ve ahiretten oluşan iki alem modeli , “Alemlerin Rabbi Allah” tarafından geçmişte Resuller vasıtasıyla açıklanmış olmasına rağmen, kendilerini ehli kitap olarak zikreden kafir müşrikler, çok tanrılı inançların neredeyse hepsinde var olan , “ahiret yaşamı olmayan tek dünya inancı”  ve şirk sömürü hükümlerini, Tevrat ve İncile tahrifle yerleştirmişlerdir. Günümüze kadar gelmiş olan Tevrat ve İncil kitaplarında ahiret hayatı cennet ve cehennem inancına dair tek bir kelime yoktur. A’la suresi son ayetinde; Hz İbrahim ve Hz Musa’ya verilen orjinal tahrif edilmemiş sayfalarda da sonsuz ahiret yaşamının aslında yazılı olduğu vurgulanmaktadır.